CineTiwi Etkinlikler 4 - Yeşilçamı Hatırlatma Yemeği

Yayın Tarihi: 4 yıl önce

Yayınlanma Tarihi: 24/06/2011 Program Süresi: 00:37:04 Bölüm İçeriği: Fim-San Vakfının düzenlendiği gecede Türk Sinemasına emek vermiş bir çok sanatçıyla yapılan röportajlar yer almaktadır

 

 

CİNETİWİ   ETKİNLİKLER

DIŞ SES:FİLM-SAN VAKFI YEŞİLÇAM’A EMEK VERMİŞ BİR ÇOK SANATÇIYI DÜZENLEDİĞİ AKŞAM YEMEĞİNDE AĞIRLADI. 'YEŞİLÇAMI HATIRLATM A '' YEMEĞİNE BİRÇOK TANINMIŞ YEŞİLÇAM'IN ÜNLÜ SANATÇILARI KATILDI. BİZDE  EDİZ HUN ,NURİ ALÇO,GÜLSEN TUNCER, EROL TEZEREN,TUNCA YÖNDER ,OYA AYDOĞAN  VE DAHA PEK ÇOK  İSMİNİ SAYAMADIĞIMIZ DEĞERLİ İSİMLE  SOHBET  ETTİK.

EDİZ HUN:Şimdi bu gecenin şu özelliği var.Siz sormadan ben söyleyeyim.Birçok Yeşilçam da görev almış arkadaşımızla burada buluştuk yönetmenler olsun,hanım sanatçılar olsun,beyler o zamanın sanatçıları bizden önceki dönemin sanatçıları da burada onun için çok hoş bir pozitif elektrik var burada bunu söylemek istiyorum.Film-san’ın bu gecesinin hayırlara vesile olmasını diliyorum.İnşallah telif hakları olsun bir çok arkadaşımız hakikaten zor durum da yaşamlarını sürdürmeye çalışıyorlar.Onlara imkan sağlayacak yaptırımların oluşmasına gayret sarf etmeliyiz.Bize de bizlere de birer görev düşüyorsa her zaman amadeyiz görevleri ifa etmeye ama dediğim gibi yani Yeşilçam dan çok az insan kaldı.Bir çokları hayata veda etti.Kalanları en iyi şekilde hoş tutmak ,onlara ekonomik yönleri dolayısıyla takviye de bulunmak bizim görevimiz bunun için de çeşitli dernekler,vakıflar var.Çalışmalar yapılıyor.Telif hakları çok önemli çünkü mesela biraz önce Aram Gülyüz dedi ki “Bu ay on sekiz tane filmim oynadı televizyonda hiçbir telif hakkı almıyor.Halbuki yani yaşam yaş ilerledikçe zorlaşıyor,yaş ilerledikçe sağlık sorunları çıkabiliyor onları bertaraf edebilmek için ekonomik olarak durumunuzun kuvvetli olması lazım.Bu bakımdan bu telif haklarının özellikle çıkması için sevgili hükümet yetkililerinden ricada bulunuyorum.

MUHABİR :Peki bu yasa sizce ne zaman  çıkacak?

EDİZ HUN : Valla en kısa zamanda çıkması lazım inşallah seçim sonrası bu konu başta Sayın Başbakan olmak üzere tüm bakanlarla bakanlar kurulunda görüşülür, ve sanatçılara gerekli ihtimam gösterilir.

 

MUHABİR:  Ediz Bey Türk sinemasının geldiği noktayla ilgili ne düşünüyorsunuz?

EDİZ HUN:Güzel filmler çekiliyor çekilmiyor değil genelleme yapılmaz hepsi çok kötüdür,hepsi çok iyidir denilemez ama çok güzel hoş anlamlı ciddi ağır başlı ödül alan filmler çekilmiyor değil.Ama arada tabi tamamen ticari maksatla ar edebe çok fazla yakın olmayan filmlerde çekiliyor.Bunlar beni üzüyor tabi çünkü bizim seyircimiz aile idi.Bizim zamanımızda çekilen filmlerin aileyi tekrar kazanmak tekrar sinemaya getirme yollarını aramak bulmak gerekiyor.

MUHABİR:Sanırım sizin döneminizde reyting sıkıntısı da yoktu.

EDİZ HUN:Yoktu.Filmler 18,19 sinemada birden girerdi.O sinemada büyük hasılatlar olduğu taktirde o prodüktörde mutlu olurdu.Ve Seyircide mutlu olarak filmlerden ayrılırdı.Şimdiyse sürpriz yani her filme çoluğunuzla çocuğunuzla ,küçük çocuğunuzla gidemiyorsunuz çünkü oradaki bazı sahneler fazla aykırı diyelim o bakımdan biraz daha çeki düzen verilmesi lazım.Türk toplumunun yüze hasretlerine uygun aşk filmleri olabilir,komedi  filmleri olabilir pek tabi macera filmleri olabilir ama güzel şeyler çekilmesi lazım.Bakın yanımda iki tane yönetmen oturuyor.Bir tanesi Ümit Efekan solumda , sağımda da Aram Gülyüz.Aram Gülyüz komedi filmlerinde bir usta.Ümit Efekan da dizilerde ve filmlerde büyük bir usta yani imkan sağlamak lazım onlardan bu randımanı en üst seviye de alabiliriz.

MUHABİR:Peki şuan ki genç sanatçıların vakıfa olan ilgisi hakkında ne düşünüyorsunuz?

EDİZ HUN: Valla genç sanatçılarda var.. herhalde tabi çok fazla beni bağışlasınlar hepsini tanımıyorum ben ama sanatçılık kimsenin yahut sanat kimsenin tekelinde değil çok küçük bir çocuk o kadar güzel bir oyun sergiler ki herkesi kendine hayran bırakır.Gençlerin de teşfik edilmesi lazım.olgun yaşta ki insanların da desteklenmesi lazım.

MUHABİR:Şuanda ki jönleri nasıl buluyorsunuz efendim?

EDİZ HUN:Yani mutlaka Osmanlı İmparatorluğun da Cumhuriyet Türkiyesine kadar kocaman büyük bir bölgenin hakimi olan Türk insanı dimi.Yugoslavya,Bulgaristan,Kırım,Arabistan yani bir İran belki dışta kaldı.Her tarafta Osmanlının izleri var.Türkiye cumhuriyeti onun üstüne kuruldu.Onun için genler çok değişik sarışını var ,esmeri var,mavi gözlüsü var.,kara gözlüsü var yani gençlerden çok hoş insanlar var.Sinema zaten bir görsel sanat yani karakteristik bir ifadeniz olacak ki sinemada seyirci sizi benimseyebilsin.

MUHABİR:Eklemek istediğiniz bir şey var mı?

EDİZ HUN:Sevgi yolumuz sevgidir.Birbirimizi sevelim,birbirimizi sayalım ırk ayrımı yapmaksızın ,etnik köken ayrımı yapmaksızın birbirimizi kucaklayalım

MUHABİR:Çok Teşekkürler

EDİZ HUN:Rica ediyorum Ben Teşekkür ediyorum.

 

MUHABİR: Merhaba Erol Bey Nasılsınız.

EROL TEZEREN:Teşekkür ederim

MUHABİR:Geceniz nasıl geçiyor.

EROL TEZEREN:Çok güzel eski dostlar rejisör arkadaşlarımız hep tanıdık simalar etrafımızda bizim için değeri biçilmez bir gece ,harika bir gece Ferdi Beye çok teşekkür ediyoruz.İlk defa bizi

Öyle böyle bir güzide topluluğu bir araya getirdi.Çok mutluyuz

MUHABİR: Peki Vakfın amaçları ile ilgili görüşlerinizi rica edebilir miyim?

EROL TEZEREN:Anladığım kadarıyla vakıfın bir numaralı amacı sigortası olmayan zor durumda olan müşkül vaziyette olan arkadaşlarımıza arka çıkmak bugünkü şartlarda maalesef piyasamız bir  ellerinde yeni arkadaşlar ,yeni tipler,yeni suratlarla çalışıyorlar.Dolayısıyla biz kendimizi  dışarıda bırakılmış hissediyoruz itilmiş demeyeyim de unutulmuş hissediyoruz. Bu da bizim gücümüze gidiyor tabi iyi bir şey değil.İnanıyorum ki bu yeni kurulan vakıf bunların önüne geçecektir.Bütün insanların bir araya gelerek bizi tanımayanlara bizi tanıtmak,bizimde tanımadığımızı bize tanıtmak şeklinde bir araya getirecektir Bir Hamur haline getirecektir.Buna inanıyoruz.

MUHABİR:Peki efendim son zamanlarda neler yapıyorsunuz?

EROL TEZEREN:Ben herhalde şeyden hatırlarsınız son zamanlarda ben Kurtlar Vadisindeyim.Orada İzzet Ağayı oynuyorum daha önce bir sağır oda çalışmam vardı.Bu sağır odada ki tiplemem Kurtlar Vadisindekilerin de dikkatini çekmiş ki beni  çağırdılar Ret edemedim  çok sevdiğim bir dizi,sürekli takip ettiğim bir dizi severek oynuyorum.Bakalım önümüzdeki sezon neler gösterecek

MUHABİR:Erol bey şuan ki dizi sektörünün geldiği nokta ile ilgili neler düşünüyorsunuz?

EROL TEZEREN:Dizi sektörü demin arkadaşlarla da konuştuk bir dizi bir ayda çekebildiğimiz bir saatlik bir programı maalesef dört günde falan çekiyoruz.Hani boyacı küpüne sokup çıkarsanız bundan daha çabuk çalışılmaz.Fakat güzelde şeyler çıkıyor yani ortaya basitleştirdiler bu işi

MUHABİR:Dizilerin çok uzun saat olması,biraz uzun değil mi sanki?

Çok çok yani arkadaşlarımız büyük meşekkatlerle çalışıyor.Şimdi şuan içinde çalıştığımız Kurtlar Vadisinden bahsedebilirim bizler tamam bir gün  iki gün oynuyoruz rolümüzü geri çekiliyoruz.Fakat bizden sonra diğer kamera arkası arkadaşlarımız çok uzun çalışıyorlar 48 saate varan bir maraton içine giriyorlar çünkü dört gün içinde çift ekip o bir buçuk saate yakın çalışmayı tamamlayarak Perşembe günü yayına sokmak mecburiyetindeler çok zorlanıyorlar.Üzülüyoruz ama elimizden bir şey gelmiyor.Bunu meslek edinmişler artık

MUHABİR:O konuda haklısınız bu dizilerin çok uzun olması saatlerinin çok uzun olması biraz da sinema sektörünü etkiliyor mu sizce?

EROL TEZEREN:Muhakkak etkiliyor  tabi   bu kadar uzun olmaması her iki taraf içinde mantıklı olcaktır.Belkide önümüzdeki sezon bununda önüne geçilecektir.Bir takım dernekler kuruldu sendikalar kuruldu.Çalışma şartlarını normale döndürmeye çalışıyorlar ama ne kadar muvaffak olurlar bilemiyorum.Güç kimdeyse o bu işte galip gelecek.

MUHABİR: Merhaba nasılsınız

YAVUZ KARAKAŞ: Merhaba efendim ben Türk Sineması’nın 1960 kuşağı Yavuz Karakaş.Elli bir sene oldu.Türk sinemasındayım.İlk bizim üye olduğum vakıf bu güzel vakıftır.                                                                           

Pek çok arkadaşımızı emekli yapan Ümit Utkudur.Çok kişiler biz yaptık ,şunu yaptık,bunu yaptık dediler ama bu vakıf yaptı.Bundan evvel bütün oyuncu arkadaşlarımızı.Ben ticaret yaptığım için ,ben kendi ticaret olayımdan emekli oldum.Benim restoranım vardı.oradan emekli oldum,oradan emekli olmasaydım buradan da olabilirdim.Şimdi yıllardan beri bu vakfımız güzel bir faaliyet yapmamıştı.Bugün Ferdi Merter kardeşim,evladımız ,kardeşimiz ki Çanakkale Aslanlarında da beraber oynamıştık kendisiyle çok güzel bir teşebbüste bulundu.Bizi hepimizi yıllar veren aktör arkadaşlarımı buluşturdu bugün çok mutlu oldum ,çok iyi oldu Allah nasip ederse inşallah birçok arkadaşlarımızı yine emekli etme bakımından faydalı olacaklar onun için Ferdi Merter kardeşime ,Müdürü Kıvanç kardeşimize çok teşekkür ediyorum.Sizlere de teşekkür ediyorum sağ olun var olun.

MUHABİR:Çok teşekkür ediyoruz  klemek istediğiniz başka bir şey var mı?

YAVUZ KARAKAŞ:Başka eklemek istediğimiz şu var.Bizler sesli filmlerde oynayamıyoruz bu ara onu da fırsat biliyorlar bizleri oynatmıyorlar.Biz emektarız bizi oynatmaları gerekli sesli filmlerde ezber olayımız olmuyor ben ezberleyemiyorum.Ben tiyatro kökenli değilim,Ben Üsküdar Musuki Cemiyetinde okuyucuyum,iki tane plağım var,orkestra şefiyim ben,bataristtim, ama 74 yaşını sürüyorum ben Allaha şükürler olsun tiyatro kökenli olmadığım için almıyor bizim kafamız bize yardımcı da olmuyorlar yeni genç rejisörlerimiz , yeni genç kuşak,yapımcılar,yardımcı olmaları gerekli yardımcı olsunlar yaşam sevincim benim n oynarsam varım oynamazsam yokum yani onun için bize yardımcı olsunlar en azından sesli filmlerde yapmıyorlarsa dublajlı yaptığımız bundan evvel yaptığımız filmler gibi dublajlı olanlarda çağırsınlar bizi veyahut ta yardımcı olsunlar sesli filmlerde de yardımcı olsunlar blog çekmesinler parçalı parçalı çeksinler bizi de oynatsınlar değil mi?

MUHABİR:Teknoloji istediğiniz zaman her şeyi yapmaya el veriyor.

YAVUZ KARAŞ: Evet bizler benim yüzüm entanosyonel beni dünya Türkleri tanıyor,dünya tanıyor yüzümü dışarıya çıktığım zaman herkes görüyor bunu yani selamlarla ilgi ve alaka ile çok teşekkür ediyorum.

 

TUNCA YÖNDER :Bu akşam çok önemli bir akşam çünkü bu vakıf Film-san vakfı Türkiye de sanatçıya sahip çıkan tek vakıf daha önceden buradan emekli oldum. Benim gibi 20 ye yakın kişiyi emekli yaptı Ayrıca şuan ki çalışmaları ile de önemli yerlere geliyor.Yani şunu söyleyeyim size şuanda Şurada söylediklerinin ilk dördünü yapabilse çok önemli bir şey yapmış olur çünkü Sanatçılar ihmal edilmiş yönetmeni öyle ,senaristi öyle ,oyuncusu öyle hepsi öyle yaşlandıkları zaman ortadan kaybolurlar halbuki yaşlandıkları zaman sahip çıkmaları lazım.

 

MUHABİR: Peki vakfın üstlendiği görev ve amaç ile ilgili ne düşünüyorsunuz?Bunlar sizce kolaylıkla yapılabilecek şeyler mi ?

 

TUNCA YÖNDER: Valla kolaylıkla yapılabilir.İş dayanışmadır.Bu dayanışma yapılabilirse kolaylıkla yapılabilir.Çünkü bir sürü insanın bu konuda yakın durduğunu görüyorum dışarıda.Sanatsever iş adamları,bazı kuruluşlar bu işlere yatkın; bunların yatkınlığını sosyal dayanışma içinde yapabilirse vakıf çok önemli yerlere varabilir.

MUHABİR: Peki şuan ki genç oyuncular ile ilgili görüşlerinizi rica edebilir miyim?

TUNCA YÖNDER: Çok başarılı , çok iyi oynuyorlar ben yönetirim aslında Türkiyede ki ilk yönetmenlerden biriyim.Şimdi ki yönetmenler ve oyuncular çok başarılı.

MUHABİR:Eklemek istediğiniz bir şey var mı?

TUNCA YÖNDER :Valla Türk sinemasının iyiye gittiğrine inanıyorum.Buna diziler önemli katkıda bulundu.Televizyonda katkıda bulunmuştur.Buna da inanıyorum.Televizyonun çok önemli yeri var.Çünkü televizyondan para kazanılıyor,sinemadan para kazanılıyor.Tiyatrocularda burada yetişerek para kazanmıyorlar ama sinemada para kazanıyorlar.Bu çok önemli.

 

MUHABİR:Geceniz nasıl geçiyor efendim?

 

DENİZ AKBULUT:Valla bu gece biliyorsunuz Film-san Vakfı’nın gecesi komite değişmiş.Başkan Yardımcıları, Müdür hepsi değişmiş onların sanatçılar ile tanışma Kokteyl’i bir nevi burası.Sanatçıların beklentileri var.Bu vakıflar olmasa Film-san gibi,Se-Sam gibi vakıflar olmasa sanatçılar desteği nereden bulacak , sanatçılar yaşlanıyor veya kaza geçiriyor  veya başlarına bir takım şeyler geliyor.Bizlerin hakkını biz sanatçıların hakkını film-san derneği kuracak .Çünkü Deniz Akbulut olarak eski yönetimden şahsen memnun değildim.Ama şimdi yeni yönetimden umutluyuz.Güzel şeyler yapacaklarını söylediler

Öncelikle sosyal güvence istiyoruz biz Sanatçılar.Sosyal güvence olur bazı yasalar çıkması gerek sanatçılar hakkında sinema sanatçıları olsun,tiyatro olsun bu yasaları bekliyoruz.Mesela yardım sandıkları açılmalı.Bazı sanatçılar çok kötü durumda ama güçlerine gidiyor.Ben biliyorum devlet tabi ki yardımcı olacak ama devleti direk olarak konuşmak zorunda kalıyorlar.Çünkü şimdiye kadar Film-San diye bir müessese vardı ama yoktu.İfade edebiliyor muyum? Ondan dolayı da yeni yönetimle biz sanatçılar bugün tanışıyoruz.İnşallah güzel şeyler olsun bütün sanatçıların hayrına olsun

 

MUHABİR:İnşallah efendim.Deniz Hanım son zamanlarda günleriniz nasıl geçiyor?

DENİZ AKBULUT:Benim günlerim ara ara film çeviriyorum.İki ay oldu herhalde kısa metrajlı bir film çektik.Avrupa da Yurt Dışında yarışacak bir de festivalde yarışacak

MUHABİR:Nedir filmin adı?

 

DENİZ AKBULUT: Işık Perisi.

MUHABİR:Işık Perisi! Deniz Hanım Sizin rolünüz nedir ?

DENİZ AKBULUT:Benim kızım beni rüyasında görüyor.Işık perisi beni görmüyor benim geceliğim ile beni rüyasında görüyor.Kısaca anlatıyorum psikolojik sorunları var biraz kızımın.Çocuk psikolojisi ile ilgili bir film  zaten konu olarak.Bir kızım bir ben bir de balicileri konu aldık.Balici bir çocuk vardı filmde…

Annem ışık perisi olmuş diyor  finalde. Kısa metrajlı zaten bu tür eğitim amaçlı yapılmış bir film.Bu tür kültürel filmlerde oynamaya çalışıyorum.Benim oynayacağım roller şimdiye kadar sinemada çok kaliteli çok iyi rollerde oynadım.50 küsür filmde başrol imza attım,önemli isimlerle..Şimdi benim amacım bir mesaj verebilmek  her rolde geliyor ama her rolde kendimi bulamıyorum.Kendimi  bulacağım ve seyirciye güzel mesaj vereceksem oynarım. Oynamış olmak için oynamam.

Biliyorsunuz gözlerim seneler sonra böyle oldu.Çok zor günler geçirdim gözlerimden ötürü şimdi alıştım rehabilite dersleri aldım.Eğitim gördüm şimdi alıştım.Nasıl Metin Şentürk aynı işte.Metin Şentürk şarkıcılardan bende sinemadan tek görme engelli olarak işte hayat güzel her şeyi hayırlı gördük.Mesleğimi çok seviyorum.Sinema tiyatro,mankenlik okullar bitirdim.Tiyatroda çok güzel bir dal.Tiyatroyla başladım sinemaya ben sinema aşığıyım çok seviyorum sinemayı.

ENGİN ÇAĞLAR : Ümit Utku’nun çok önceden kurduğubir vakıf bende bir çok etkinliğinin içinde bulundum.Tabi zaman içinde kadrolar değişiyor,yönetimler değişiyor yeni gruplar geliyor.Çalışan bu iş çünkü çok özveri ister. Sevmek lazım böyle bir şey yapmak için  Ferdi Başkan olmuş tabi bizim arkadaşımız çok seneler evvelden tanıdığımız annesinden babasından da filmde oynadım onunla da oradan da tanıyorum.Şimdi böyle bir derneğin başına geçip de iyi bir kadro kurup söylediğin gibi yardım isteyen sanatçılar sağlık olarak da belirli yerlerle anlaşarak onların sağlığını kontrol etmek işte düşkün olup da yaşlandığı zaman çünkü bizim sinemacılık,oyunculuk sanat çok nankör ayaktayken ,kuvvetliyken herkes yanında , herkes seni çok sever.Ama artık fizik olarak düşüpte geri planda olduğun zaman pek yanında kimse olmaz.Tabi Türkiye zor bir ülke sanatçıya çok sahip çıkan bir ülke değil.

Onun için böyle kuruluşlar kendi kadrolarına,kendi gruplarına sahip çıkması lazım.Olumlu gayet tabi onun için geldik elimizden ne gelir.Ne yaparız tabi bilemiyorum

Kadroları var ama hala faal olan sanatçıların çok kredisi vardır.Sempatisi vardır.Türkiye de en çok sevilen sinema oyuncularıdır.Yani bizim yüzümüzden belli ne olduğumuz kimlik kartımız her kapıyı açar meclise de gireriz Başbakanla konuşuruz,gruplarla da konuşuruz.Normal istekleri olabilecek şeyleri isteriz alırız.Onun için dayanışma çok güzel  daha birinci tanışma gecesi hep beraber olduk.Tanışma gecesi ama herkes birbirini tanıyor.Bakalım program yapılır , bir yol gösterilir herkesin kendi kuvvetli olduğu bir yerden dernek için bir takım yardımlar istenir ve ortak olarak paylaşılır.

MUHABİR:Peki efendim Türk Sineması’nın  şuan ki geldiği nokta hakkında ne düşünüyorsunuz?Sizce olması gerektiği yerde mi?

 

ENGİN ÇAĞLAR:Şimdi olması gerektiği yerde değil tabi ki Türk sineması’nın Türk insanı’nın kalbindeki yeri azaldı.55,60,70’li yıllarda Türk insanı Türk sineması ile yaşıyordu.O dönemin içinde 55 milyonluk Türkiye de 25 Milyon Türk Sinema Seyircisine hitap eden filmler yapılıyordu.Her filmin 20 Milyon 25 Milyon seyircisi vardı.Türk insanı haftanın iki günü sinemaya gider tabi o dönem televizyon daha evlere girmemiş ekonomik durumda şimdikine göre daha uygun gördüğüm kadarıyla ve insanların tek eğlencesi eğitim aldıkları tek yer işte gelenek,görenek Türk insanının o güzel vasıflarını anlatan hikayeleri seyretmek istiyor Türk insanı sinemada tekniği Yurt dışından zor öğrendik ama teknik olarak zayıftık ama insanların kalbine hitap eden  hissi duyguları işledi o dönemin sineması.Şimdi Teknik dünya  sineması

ile  aynı paralel de. Ama oyuncu sinemasından insanlara hitap eden sinemadan çok yönetmen sinemasına döndü.Yönetmenler kendileri krediyi buluyorlar.Senaryo’yu kendi yazıyor.Birçoğu kamerayı kendi kullanıyor.Ama çektikleri filmi insanlara ulaştırmaları zor.İşte hep bakıyoruz ne hasılat yaptı 1 milyonu geçtiğin de rekor kırdı diyorlar.Halbuki bizim çalıştığımız dönem, benim oynadığım filmler 1 milyon, 2 milyon seyirciye gitseydi bana bir daha kimse iş vermezdi.

 

MUHABİR:Merhabalar

ANTA TOROS:Merhaba

 

MUHABİR:Geceniz nasıl geçti.Efendim.

 

ANTA TOROS: Çok güzel geçti.İnşallah sık sık böyle geceler yaparız.Amaca da ulaşırız

 

MUHABİR:Amaç ile ilgili vakfın edindiği görev ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

 

ANTA TOROS:Çok iyi bir şey keşke hayat kazanabilse hep böyle oluyor sonra sonu gelmiyor inşallah olur.

 

MUHABİR:Bu sefer inşallah olur

 

ANTA TOROS:Diliyorum çünkü çok mağdur olan insan var. Hakikaten kimsesiziz inşallah iyi olur.

MUHABİR :Eklemek istediğiniz bir şey var mı efendim?

 

ANTA TOROS :  Her şey çok daha iyi olsun onu eklemek istiyorum. Çünkü bir sürü hatalar var , onlar yapılmasın istiyorum.İnsanlar mağdur olmasın istiyorum.Daha iyi bir dünya diliyorum.Çok mağdur oluyoruz bize yazık iyi davransınlar.

MUHABİR: Özellikle size iyi davransınlar

ANTA TOROS: Bize yazık oluyor niye böyle yapıyorlar bilmiyorum.Ben isyan ediyorum inşallah da bu vakıf amacına ulaşır.

 

FERDİ MERTER FOSFOROĞLU:Bu organizasyonun nedeni uzun zamandır birbirine uzak kalmış olan Yeşilçamlı kardeşlerimizi bir araya getirip güzel bir akşam yemeği ,güzel bir ev yemeği havasında gün geçirelim istedik.

MUHABİR:Peki istediğiniz gibi geçiyor mu?

 

 

FERDİ MERTER FOSFOROĞLU:Geliyorlar,geliyorlar,geliyorlar istediğimiz gibi geçmesi tabi çok zor çünkü o kadar çok kişinin gelmesini istiyoruz ki ama hem trafik nedeni ile  hem bir takım başka nedenler ile gelemeyenlerimiz var.Çekimleri var başka işleri var. Provaları var. Turneleri var ... Ama genelde tabi ki güzel bir gece oldu.Herkes memnun sanırım.

NİLÜFER AYDAN:Bence de

MUHABİR:Nilüfer Hanım sizin de bu gece hakkında ki görüşlerinizi rica edebilir miyim?

 

NİLÜFER AYDAN:Evet şimdi bu gece unutulmuş bazı arkadaşlarımız var.Maksadımız

 Zaten onları toplamak,toplayabildiğimiz kadar topladık.Gelenlerde oldu gördüğüm kadarı ile bir kaynaşma  bu Yeşilçam da ki Olan  arkadaşlarımız yeni sanatçılarla kaynaşma  bizim arzumuz bunu her sene yapmak.Ama sosyal hakları da düşünüyoruz.Onları da yapacağız.Bir şey daha eklemek istiyorum. Bu vakıf çok önceden beri olan bir vakıf herkes oradan emekli oldu.Vakıf senelerden beri yerinde sayıyordu.Biz yine alt kadro aynıyız bir kişi geldi. Ferdi bey geldikten sonra vakıfın  rengi değişti.Yani bir ay için de oldu bu çok önemli bir şey. Teşekkür ediyoruz kendisine

 

FERDİ MERTER FOSFOROĞLU :Rica ediyorum.Çok Teşekkür ediyorum. Ben tabi ki geçmişi çok iyi bildiğim için çocukluğum ve gençliğim Yeşilçam da geçtiği için.Acıları,arzuları,eksikleri çok iyi biliyorum.Bunları toparlamaya,ortadan kaldırmaya ileriye yönelik kuşaklara daha rahat bir yaşam sağlamaya planlandığım için Nilüfer Hanım’ın dediği gibi bir hareketliliğe girdik.Sonuç inşallah iyi olacak.

NİLÜFER:İnşallah  

MUHABİR:Peki son bir ayda sizin hayatınızda değişen bir şey oldu mu?

 

 FERDİ MERTER FOSFOROĞLU Hayatımda değişen şu oldu.Yazılarım vardı,bir çok işlerim vardı fakat vakıfa kendimi vakfetmem gerektiğini gördüğüm için hemen her gün vakıfa geliyorum.Birlikte oluyoruz.Konuşuyoruz , tartışıyoruz yeni neler yapabileceğimizi planlıyoruz.Ve bunları elde edecek durumlar arıyoruz.Örneğin İstanbul’da bulunan  en aşağı beş hastane ile anlaşma yaptık . Üyemiz görünen kişililere kart götürenleri  bedava bakacaklar.Bunun yanında bir takım tüketim yerleri ile görüşmeler yaptık indirimli tüketimler yapacaklar.Yani telif hakları yasası uğraşılıyor biliyorsunuz.Biz de buna katkıda bulunmak için anonslarımızı yaptık bir şeyler yapmaya çalışıyoruz.Başaracağımızı sanıyorum.Çünkü sanatçılar bir araya gelip dostla ellerini uzattıkları zaman yapamayacakları hiçbir şey yok. Her şeyi çözerler.Hala bu memlekette sanatçılara büyük bir saygı ve sevgi var.

MUHABİR:Kesinlikle var.Peki en büyük eksik nedir?

FERDİ MERTER FOSFOROĞLU Dediğim gibi bir araya gelememek

MUHABİR:Sanatçıların bir araya gelememesi

FERDİ MERTER FOSFOROĞLU Evet Yani bu bir sendika altında da olabilir.Bu bir dernek altında da olabilir.Bu vakıf altında da olabilir.Daha az siyasete bulaşmış kurumlardır vakıflar o bakımdan bir araya gelmemiz ellerimizi sıkmamız ileri yönelik neler yapabileceğimizi birlikte planlamamız gerekiyor.

 

Muhabir:Peki son zamanlarda değil de yakın zamanlarda ki çalışmalarınız nelerdir?

 

FERDİ MERTER FOSFOROĞLU Vakıf ile ile ilgili.Demin de söylemeye çalıştığım gibi çok kaba tabiri ile kenarda kalmış bazı sanatçı arkadaşlarımızı bulmaya çalışıyoruz.Çok zor buluyoruz.Kimi bir otelde,kimi bir hastanede onları bulup,onlar ile birlikte ileriye yönelik demin de dediğim gibi örneğin bir sanatçı evi yapma projemiz var.Eğer buna bir sponsor bulursak bir oda artı bir odalık sponsorlukla çok güzel .Onun dışında yine hep birlikte yarınlara yönelik acı çekmeyeceğimiz mutlu olacağımız bir yaşam ve bir çok sanatçı arkadaşımız uzaklıkları nedeni ile işe çağrılmaz konuma geldiler.Onları ne kadar mutlu kılarsak o kadar işlere çağırılacaklar ve  bu mesleklere paraşütle inenler kenarda kalacak esas bunun emekçileri iş bulup doğru dürüst işler yapacaklar.

 

GÜLSEN TUNCER:Çok uzun zamandır arkadaşlar bu geceyi hazırlıyorlar.Doğrusu bu organizasyona  benim çok fazla emeğim olamadı.İş seyahatlerim vardı.Tiyatro provalarım,turnem  vardı.Ama çok iyi geçeceğini umuyorum.Çünkü davet ettiğimiz bütün dostlarımız sevgiyle karşıladılar.Tekrar bir toplaşma tekrar beraber olmanın ruhunu yaşatmaya çalışacağız.

MUHABİR:Peki size şunu sormak istiyorum.Genç Sanatçıların vakfınıza olan ilgisi nasıl?

 

 

GÜLSEN TUNCER Şimdi  şu şekilde diyelim. Genel olarak değerlendirelim.Ülkemizin değişik koşullar altında yaşadığını biliyoruz.Fazla olumlu değil bu olumsuz şartlardan örgütlenmelerde payını alıyor.Olumsuz bir biçimde o yüzden sinema örgütleri olsun,tiyatro örgütleri olsun,diğer sanat disiplinlerine ait örgütler olsun ne yazık istenilen düzeyde bir beraberlik ve çalışma düzeni kurmakta fazla parlak bir yol almış olamıyorlar.Bu bakımdan biz üzgünüz ama biz sektörümüzü gençler ve yaşlılar diye asla ayırmıyoruz.Ustalar veya Acemiler diye asla ayırmıyoruz.Bizim sektörümüz bir bütündür.O yüzden bizim vakıfımız genç ,yaşlı ,yeni ailemize yeni dahil olanlar ya da eskiden ailemizin üyesi olanlar hepsi bir bütündür.Biz büyük bir aileyiz .Herkesi şefkatle,saygıyla kucaklıyoruz.

 

MUHABİR:Peki bu gece için eklemek istediğiniz bir şey var mı?

 

GÜLSEN TUNCER : Tabi ki bu beraberlikler çok olumlu dediğim gibi  bir aile yemeği olarak kabul edelim bunu.Çünkü yola çıktığımız nokta şu her şey ülkemiz için ve sinema için baktığınız zaman ulusal sinemamızın gerçekten hakkettiği  noktadır ve şefkatle sarmalanması gerekiyor.İşte bizim çalışmalarımızda öyle ve amacımız zannediyorum Yönetim Kurulundaki arkadaşlarımda belirttiler sektörümüzdeki hem kamera arkasında  hem kamera önünde görev alan bütün arkadaşlarımızın ulusal sinemamız ailesinin sosyal haklarını korum adına ve ulusal sinemamızın  da yükseltme adına biz çalışmalarımızı sürdürmek amacındayız.İlginiz için bende teşekkür ediyorum.

MUHABİR:Bizde teşekkür ediyoruz.

 

 

TOPLU RÖP

 

AHU TUĞBA Ben ilk başta ezelin bir iki bölümünü beğendim.Orada bir oyuncu var çok beğendiğim.O Türkiye de çok geleceği olan bir oyuncu.Çakır gözlü , siyah-beyaz saçlı bilmiyorum.Ama muhteşem ilk defa bir dizi de bir oyuncuyu beğendim.

MUHABİR.Teşekkür ediyoruz.

AHU TUĞBA : Ben teşekkür ediyorum.

Muhabir: Siz yeni jenerasyonla kimle oynamak istersiniz?

NURİ ALÇO : Valla güzel proje olduğu zaman benim için fark etmez.Tabi ki  yeni genç nesilden baya güzel oyuncular var.Fakat bir star olamama konusu var bizim zamanımızda starlık vardı.Hepsi tek başına  bir star fakat çoğu görüyorsunuz ki yeni oyuncular dahil filmlerdeki isimleri ile hatırlayabiliyor.Gerçek isimleri ile zor hatırlıyorlar.Önemli olan star olmak ,kalıcı olmak bu çok önemli .

Onlarda star havası var dimi

Öyleler ama yaşantıları , kazandıkları paralar birdenbire çok para buldukları için şımarık bir yaşantıları var.Saygı yok Madem sinemadan ekmek yiyorlar.Sinemadaki büyüklerine her zaman  saygı duymak gerekir.Biz hep öyle yetiştik öyle büyüdük bizim Erol Taş olsun  onların yanına geldiğim zaman biz esas duruş oluruz Yani onlar oturun demeden biz masaya oturmazdık Ama maalesef şimdi sete gittiğimiz zaman kafalarını çeviriyorlar o tarafa bakıyorlar Tabi oyunculukları tartışılır.Oyuna geldiği zaman kamera karşısında karşılıklı oynamak büyük bir keyif verir.O zaman işte oyuncu kimmiş oralarda belli olur.Ama kutluyorum.Daha başarılı şeyler yapıyorlar.Tabi ki bizim imkanlarımız ile şimdi ki imkanlar bilgisayar tekniği imkanları bambaşka biz tek kamera ile jimijip dahi olmadan elektrik idarelerinin lamba değiştirme vinçlerini alıp onlarla çalışanonların üzerinde kameralarla çalışan  tuğlaların üzerinde çalışan böyle şartlarda çalıştık ama mutluyuz iyi ki çalışmışız ama böyle festivaller böyle günler keşke onlarda aramızda olsalar iç içe bir kaynaşma olsa birlik olsa daha uluslar arası bir vaziyete geleceğiz demektir

 

TÜRK SİNEMASINA EMEK VERMİŞ TÜM DUAYENLERLE BİR ARAYA GELMEK, ONLARIN DERTLERİNİ DİNLEMEK,SOHBET ETMEK AMACIYLA DÜZENLENEN GECENİN BAŞLANGICINDA FİLM - SAN VAKFI YÖNETİM KURULUNA BAŞKAN OLAN SİNEMA VE TİYATRO OYUNCUSU FERDİ MERTER FOSFOROĞLU SANATÇI DOSTLARINA BİR KONUŞMA YAPTI VE   KENDİSİNİ BU ÖZEL GECEDE YALNIZ BIRAKMADIKLARI İÇİN TEŞEKKÜR ETTİ

FERDİ MERTER FOSFOROĞLU:Öncelikle tabi ki Titanic oteline ve çalışanlarına Meral Hanıma , Arzu Hanıma  Baş aşçımıza herkese çok teşekkür ediyoruz.Bize bu olanağı tanıdığı ve bizleri bir araya getirdiği için çünkü en büyük eksikliğimiz çalışmalarımız nedeni ile birbirimize artık uzak kalmamış olmamızdır.Bir bülten dağıtıldı.Ricamız o bülteni evde okumak,yönlendirmek ve eleştirmek için vakıfla bağlantı kurulması bu ileriye yönelik geçmişte acı çeken arkadaşlarımızı düşünerek ileriye yönelik kimsenin bazı yanlış durumlara düşmemesi için var olan bir vakıf.Amacımız herkesin her zaman arkasında bir güç olduğunu hissetmesi ve ona göre yaşantısını sürdürmesi ona göre gelen teklifleri boyun eğmeden doğruları görmesi.Çok istismar edildi Yeşilçam fakat bu güzide topluluk önünde şapka çıkartıyorum.Herkese teşekkür ediyorum.En güzel günler yarınlarda sanatçıların olacak çünkü hakları çok zor günler geçirdiler.Ama birlikteliğimiz ile el ele her şeyin altından geliriz.En önemlisi sanatçılar istedikleri taktirde bir araya geldikleri taktirde yapamayacakları hiçbir şey yoktur.Alamayacakları hiçbir şey yasa yoktur.Bunun için el birliği yaparsak çalışanlar demin dediğim gibi sırtlarını  dayadıkları için çok daha rahat çok daha doğru yaşayabilirler.Tekrar teşekkür ediyorum.Ev yemeğine hoş geldiniz.

AYRICA GECEDE  DE  SANATÇI  DOSTLARIMIZI YALNIZ BIRAKMAYANLAR ARASINDA ÖYLE BİR GEÇER ZAMAN Kİ DİZİ OYUNCUSU CAROLİNE DE VARDI

 

Bu da yeni dostumuz Türkiye’nin en büyük yıldızlarından.Onun için o da geldi.Bizi kırmadı.

MUHABİR: Beğeniyor musunuz kendisini , oyunculuğunu ?

İki sene  önce onunla bir film çevirmiştik onun için oradan tanışıyoruz.Tabi ki beyefendi biz beraber sinema  filmi yaptık Türk Usulü diye çok kabiliyetliydi,çok beğendik sonradan bir baktı ki bu müthiş Televizyon dizisinde oynuyor.Gurur kaynağımız ,gerçekten öyle ,harika bir aktris..

Muhabir:Peki efendim 2008 yılı dediniz peki efendim oyunculuğunda o günden bu güne bir fark var mı?

O zaman da çok iyiydi.Fevkaladeydi.Zaten Almanya da çok filmlerde oynamış bir aktris onun için zaten orada da çok iyiydi.Burada da artık müthiş.

MUHABİR:Efendim bu güzel iltifatlardan sonra siz neler söyleyeceksiniz?

 

Caroline :Çok teşekkür ederim.Sen harika bir oyuncusun.Burada olmaktan ben çok mutluyum

 

SİNEMADA İSTENİLEN DÜZENİN OLMADIĞINA DİKKAT ÇEKEN SANATÇILARMIZ YEŞİLÇAMINDA İSTİSMAR EDİLMESİNİN ÖNÜNE GEÇMEK İÇİN ELLERİNDEN GELENİ YAPICAKLARINI BELİRTTİLER  GECE GEÇ SAATLERE KADAR DEVAM ETTİ.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


devamı

Video hakkında düşünceleriniz